lider etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
lider etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Temmuz 18, 2010

BUDDHA, GUATAMA




Bu dünyayı yaratan, zihninizdir.

Önce kendi gideceğin yolu öğren, sonra öğretmeye kalk

Öfkeniz yüzünden cezalandırılmayacaksınız, öfkeniz tarafından cezalandırılacaksınız.

Nedensellik, etkileşim, koşullar ve ayırt edici algılama... Dört büyük element bunlardandır.

Bir derdin varsa, derman bulmaya çalış; bulamıyorsan da, onu dert etme.

Nefret hiçbir zaman nefretle yok edilemez. Nefret sevgiyle yok edilir bu ölümsüz kanundur.

Aklınla ve sağlıklı zihninle uzlaşmıyorsa hiçbir şeye inanma, onu ben demiş olsam bile.

Bir kişinin kendi kendini yenerek kazandığı zafer, bir başkasının savaşta bin kişiyi bin kez yenerek kazandığı zaferden daha iyidir.

Bırakmayı öğren. Mutluluğun anahtarı budur.

Sağlık en büyük hediyedir, doyumluluk en büyük zenginlik, güven en iyi akrabalıktır. Nirvana ise en büyük mutluluk.

Damı basit yapılmış bir eve yağmur dolması gibi, derin düşünmeyen beyine de tutku öyle dolar.

Derin düşünen bilge kişinin tek bir günlük yaşamı, bilgisiz ve kontrolsüz kişinin bütün bir yaşamından daha değerlidir.

Formlar, benlik/ruh değildir; algılama benlik değildir, kavrayışlar benlik değildir, mental oluşumlar ve hisler de "ben" değildir, hiçbiri "ben"/"ruh" değildir, bunların hepsi değişime tabiidir ve kalıcı değildir.

Fiziksel objelerin aslında kendilerinden gerçekliklerinin olmadığını öğretiyorum, bunların ancak zihnin ürünleri olduğunu söylüyorum, aslında hepsi bir hayaldir. Bunların duyularla algılandığı ve ayırt edildiği doğrudur fakat aslında diğer yandan hiçbirinin kendiliğinden kendi doğaları, gerçeklikleri yoktur. Onlar gerçekte görülmüyorlar ama zihin tarafından ‘tasarımlanıyorlar’. Bir bakıma kavranabiliyorlar ama bir bakıma da gerçekte kavranamıyorlar.

İnsan isimlere, formlara ve maddesel dünyaya bağlanır ve onların zihnin bir yanılsaması olduğunu, zihinde oluştuğunu unutur ve hata yapar böylece zihnin özgürlüğü engellenmiş olur.

Bizim olan her şey düşüncelerimiz sonucundadır. Düşüncelerimizde kurulur, düşüncelerimizde oluşur. Eğer bir kimse kötü düşünceyle konuşur ya da davranırsa onu tıpkı tekerleğin kağnı çeken bir öküzü izlemesi gibi, acı izler.

Nedensellikler, zerreler, en küçük şeyler, madde, fiziksellikler hepsi gerçekte zihinde oluşan, zihnin oluşturduğu şeylerdir.

Bir şeye sırf kulaktan duydunuz diye körü körüne inanmayın, birkaç kuşaktan beri itibar görüyorlar diye, geleneklerin de doğru olduğuna inanmayın. Sırf hocalarınızın ya da rahiplerin otoritesine dayanıyor diye hiçbir şeye inanmayın. Ancak bizzat hissettiğiniz, denediğiniz ve doğru olarak kabul ettiğiniz, kendinizin ve başkalarının hayrına olan şeylere inanın ve tutumunuzu onlara uydurun.

Nasıl ki okçu okların düz olmasına özen gösterir, usta da dağınık düşüncelerini öyle toparlayıp yönlendirir.

Kimse 'nasıl olsa bana zararı dokunmaz' diyerek küçücük de olsa kötülük düşünmesin. Su damlalarının damlaya damlaya su kabını doldurması gibi, budala kimse de azar azar toplayarak kendini kötülükle doldurur.

Gökten altın yağsa insanın arzuları doyurulamaz. İsteğin küçük bir zevk verdiğini ve aslında acıya neden olduğunu bilen kişi, bilge kişidir.

Bizden nefret edenlerden nefret etmeden yaşayalım. Gelin, bizden nefret edenler arasında nefretten kurtulmuş olarak yaşayalım.

Başkalarının kusurları kolayca görülür ama kendi kusurumuz görülmez; kişi komşusunun kusurlarını ayıklar bulur, kendi kusurlarını ise kumarda hile ile zar saklar gibi saklar.

Yaşayan varlıkların hepsi; zayıf, güçlü, uzun, kısa, büyük, orta veya küçük görünen, görünmeyen; doğmuş olan veya doğmakta olan, hepsi mutlu olsun! Kimse kimseyi aldatmasın, kimse kimseyi küçümsemesin, kimse kimseye öfke ile darılma ile zarar vermek istemesin.

Kin taşımak yanan bir kömür parçasını başkasına atmak için eline almak gibidir. Sadece kendini yakarsın.

Bütün biçimler gerçek dışıdır, bunu idrak edebilen kişi acılara tepki vermez; işte bu saflık yoludur.

İnsan hayatı aslında acılardan ibarettir; bu acıların sebebi bencil ve doymak bilmez isteklerdir; insanın bencilliği ve istekleri sona erdirilebilir; sonuçta bütün bu doymak bilmez arzu ve iştah ortadan kaldırıldığında, ulaşılan durum nirvana olarak adlandırılır. Bencillik ve isteklerden kaçışın yöntemi, "Sekiz Katlı Asil Yol" diye adlandırılır: Doğru görüş, doğru niyet, doğru konuşma, doğru hareket, doğru geçim kaynağı, doğru çaba, doğru düşünme ve doğru meditasyon.

NECMETTİN ERBAKAN




Yahu burada güneş dururken ampule ne hacet?

Türkiye'nin kurtuluşu için Refah Partisi adil düzeni getirecek. Bu kesin şart. Geçiş dönemi yumuşak mı olacak, sert mi olacak? Tatlı mı olacak, kanlı mı olacak? Altmış milyon buna karar verecek.

Kırk çürük yumurta bir tane sağlam yumurta etmez.

Okullarda çocuklara Ne mutlu Türküm diyene diye bağırtıyorlar bu yanlış Türk böyle derse kürdün de ne mutlu Kürdüm deme hakkı doğar.

Kadayıfın altı kızarmadan bu hükümeti uzaklaştıracak olursanız, bu zihniyet milleti aldatmanın gene fırsatını bulacaktır. Onun için kadayıfın altının kızarmasını bekleyeceğiz.

Milliyetçi solmuş! Abovv! Şuna bakın ya! (RP Kongresinde DSP'ye çatarken)

Bir milletin asıl gücü; topu, tüfeği yahut tankı değil imanlı ve inançlı gençliğidir.

Namaz dinin direği, cihat ise zirvesidir.

Biz bunları yetiştirirken mücahittiler; şimdi müsait oldular.

Bu tezkereye oy verenlerin yedi sülalesinin alnı secdeden kalkmasa bu vebali ödeyemezler.

Zor bir yolda yürümek mecburiyetinde olan insanlar, yolda yürümeye başlamadan önce, gönüllerinde ve zihinlerinde yürümek ve yol almak zorundadırlar. Evvela, Bu yolu ben nasıl aşarım? Korkusundan kurtularak yola çıktıklarında görürler ki, yol zor da olsa bir müddet sonra aşılmış yürünmüş ve hedeflenen yere gidilmiştir. İşte o zaman, insanların yüreklerinde, aslında yolun zannedildiği kadar zahmetli olmadığına ve bütün sıkıntılı yolların aşılabileceğine dair bir iman doğar.

Cennete girmek için, mutlaka Müslüman olmak gereklidir. Ancak bu dünyada, Adil bir düzen’in himayesinde, huzur ve emniyet içinde yaşamak için, sadece "insan" olmak yeterlidir.

Milletimizin fıtratındaki yüksek ahlak ve fazilet kuvveden fiile çıkacak, Milli Nizam Partisi'nin muntazam kanallarından dört bir yana dağılarak yurt sathında refah, saadet ve selamet götürmeye başlayacaktır.

Dünyayı ezen sömürü canavarının beyni Siyonizm, kalbi Haçlı Avrupa, sağ kolu Amerika, sol kolu Rusya’dır.

Biz Refah Partisi olarak, sadece Türkiye’deki 60 milyon memleket evladının değil, birbuçuk milyar İslam Aleminin ve yeryüzündeki 6 milyar insanın hepsinin saadeti bakımından ne kadar büyük bir so¬rumluluk taşıdığımızı biliyoruz. Kazakistan’daki insan da saadetini Refah Partisi’nin iktidara gelme¬sinden bekliyor. Cezayir’deki insan da saadetini Refah Partisinin iktidara gelmesinde bekliyor.

Türkiye’de farmasonluk, Siyonistlik, komünistlik ve şahsiyetsizlik saltanatı mutlaka yıkılacaktır.

AKP' ye oy veren cehennemden biletini alır

İslam en yücedir ve ondan yüce hiçbir şey yoktur. Bu geçek peygamber hadisiyle ve Allahın kitabıyla hükümleşmiştir. Bunda tartışma olmaz. Bu tür iddia ve ithamlarda bulunanları ben iki kısma ayırıyorum. Biri, kendilerine İslami tebliğin ulaşmadığı insanlar, diğeri ise İslam’ın yüceliğini bildikleri halde ona dil uzatan ve onu bilerek gericilikle eş gören kalpleri mühürlü insanlar.

İçeride irtica, dışarıda fundemantalist gelişmeler denilerek işte bu insanlığı kurtarıcı SAADET NİZAMINDAN insanımız uzaklaştırılmak istenmiştir.

Bu AKP, bir at yarışı spikerinden farksızdır. Atın üzerinde kendileri yok. Ata kendileri yön veremiyorlar. Peki, ne yapıyorlar? Yaptıkları şey, ’kırmızı at öne geçti, sarı at atağa kalktı, beyaz at kırmızı ata yaklaştı’ diye bağıran at yarışı spikerinin yaptığıdır.

Türkiye’de iki parti vardır. Bir batıl partiler bir de refah partisi.

AKP milli görüş gömleğini çıkardı, deli gömleğini giydi.

NIKITA KHRUSHCHEV




Tarihçiler toplumun en güçlü ve en tehlikeli üyeleridir. Dikkatlice takip edilmeliler... Herşeyi bozabilirler.

Amerika Birleşik Devletleri şimdi bir Sovyet uydusunun altında uyuyor.

Sosis gibi atom bombası üretiyoruz.

Basın en temel ideolojik silahtır.

Politikacılar dünyanın her yerinde aynıdır, nehir olmayan bir yere köprü yapacaklarına söz verirler.

Bombalar seçim yapmazlar, herşeyi yok ederler.

Devrimler tarihin lokomotifleridir.

Kavga ederken silahınızı seçmek için duramazsınız.